Boşverme, Farket!

Annemin zaman zaman bana karşı kullandığı ve başlarda çok anlam veremediğim bir sözü vardır. ''Her şeyi boş veriyorsun ya! Sinir ol...

Annemin zaman zaman bana karşı kullandığı ve başlarda çok anlam veremediğim bir sözü vardır. ''Her şeyi boş veriyorsun ya! Sinir oluyorum.'' Bu sözü yüzüme ilk haykırdığında ''Ohh ya ne güzel insan olmuşum, pırıl pırıl.'' diye kendi kendime gizli bir mutluluk duyuyordum. Sonra sonra beynimin tozla kaplanmış bir odasının ışığı yandı ve oradan bir ses fısıldadı;


''Senin sorunun bu. Motive olduğunda Dünya'yı yerinden oynatacağını sandığın bir özgüvene sahip oluyorsun.  Bu güzel... Tüm projelerini tıkır tıkır hayata geçirecek minik adımlar atıp, tüm gücünle inanıyorsun kendine. Ama küçücük ya küçücük bir ruh hali değişiminde yerle bir oluyorsun ve ayağa kalkmak yerine yatağına uzanıp tavanı izlemeyi tercih ediyorsun.  Hiç bir şey yapmadan hayatının değişmesini bekliyorsun. Motivasyonun mu? O minik adımların ötesine geçmiyor! Hemen bayıl! Hemen düş!''

Gerçekten böyle oluyor. Dış etkenlerden çabuk etkileniyorum, ve bu beni genelde kamçılamak yerine öldürüyor hemen. Hayal kurmayı bırakıp, ''zaten ben bunu hayata geçiremezdim, param mı var? Enerjim mi var?'' gibi bahanelere sığınıp tekrar motive olana kadar hiç hoşlanmadığım bir döngünün içine girip her şeyi boşveriyorum.

Peki motivasyonunu sürekli hale getiren insanlar bunu nasıl başarıyor? Düştüğünde kendini hemen yükselten, bak bu benim başıma gelse evden çıkamazdım ama hatuna bak nasıl çatır çatır yürüyor diye imrenerek ve gizli bir kıskançlıkla hayatlarını izlediğimiz o insanlar??

Bu döngüden anladığım bir şey var ki; boşvererek hayatın sürprizler yapmasını beklemek, kısa süreli hatta anlık mutluluklardan fazlasını vermiyor insanın eline. Çok klasik belki ama ''Benim de kaderim bu!'' diyerek herşeye razı gelen bir boşvermişlik hissi hayatta insanın başına gelebilecek en kötü şeylerden biri. Şey gibi bu hatta; bir taksiye biniyorsunuz ve nereye gideceğinizi asla söylemiyorsunuz. Şöför sizi nereye götürüp, nerede indirirse oradan devam edecekmişsiniz gibi hayatınıza.

En kötüsü de dış etkenlerden kolayca etkilenen motivasyonumuz, içimize ektiğimiz tohumlarla hayat buluyor. Yani kendimizle olan kavgamız, problemimiz ya da adı her neyse bunu çözmediğimiz sürece asla sürekli halde bizimle kalmıyor. Sulayamadığımız an da; güm! Yeni bir tohum ekene kadar, herşeyi boşvermiş halde yaşamaya devam ediyoruz.

İşte ben artık bu döngüde dönüp durmak istemiyorum. Sürekli yeni tohumlar ekmek, ektiğim tohumları çürütüp, arkalarından göz yaşı dökmek istemiyorum. Oturdum bir liste yaptım kendime. En düştüğüm, dibe vurduğum bir an da o an neleri boşverdiğimi tek tek madde madde yazdım. O gün okumadım ama kendimi daha iyi hissettiğim bir zaman diliminde açıp defteri önüme koyduğumda yazdığım şeylere şok oldum! İnsan geleceğini tamamen şekillendirecek ya da gelecekte sağlığını ciddi bir ölçüde etkileyecek şeyleri nasıl boşverebilir?

- Artık önemsemiyorum kiminle evleneceğimi. Bu konuda düşünmüyorum, alnımda yazan bir adam var ve Dünya'nın en kötü insanı bile olsa zamanı geldiğinde onunla evleneceğim.

Mesela...

Bakın bu tırnak içinde tartışmaya çok açık bir konu. Farklı düşünen insanlar arasında gergin polemikler bile yaratabilir, hepsini bir kenara bırakalım ve olayın o boyutunu düşünmeden sadece şuna odaklanalım. Hayatının geri kalanını ciddi ölçüde etkileyecek bir karar vereceksin ve bunu ''boşveeerr, olacak olan nasıl olsa olur.'' kıvamında yaşıyorsun. Korkunç...

Sürekli motive olamaz belki insan, ama tohumlarımızı çürütmeden, düşmeden dengede kalarak yaşamak da bu kadar zor olmamalı. Bir çözüm yolu olmalı, var da belki ama ''Boşveeeeeer!'' demeden bunları nasıl uygulayacağız.

Farkındayım.
Peki şimdi ne yapmam gerek?!

Kişisel gelişim yazılarında bile ''BOŞVER!'' kelimesi bol bol geçerken, aslında her şeyi boşvermeden sadece neyin seni nasıl sana hissettireceğini seçerek yaşamak... İnsan gibi yaşamak...


Bunları da Sevebilirsin

4 yorum yapıldı

  1. Benimde kendimle tartıştığım konu bu. Kendim bile cevap bulamamışken sana ne yazayım melo. Cevabı bulduğunda bana da şutlasana

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dengede kalabilmek gerçekten çok zor, başarabilen insanlar görüyorum sosyal medya da. Mesela yaşam koçları, hatta dengede olmanın da bi tık üstü sürekli motive bir şekilde hayatlarına devam ediyorlar. Taktım ya, ulaşıcam nirvanaya hahah :) Tabii seve seve şutlarım.:)

      Sil
  2. Bence boşvermek sonradan öğreniliyor.Kafaya koyuyorsun,azmediyorsun, hakediyorsun , elinden geleni yapıyorsun ve sonu hüsran...Boşvermek öyle mi, olmayınca koymuyor en basiti.Baştan kaybetmiş oluyorsun ama en azından çalışıp, didinip kaybetmek kadar dibe batırmıyor insanı.
    Şuan bunları yazarak kendime bahane mi buluyorum acaba diye de düşünmedim değil.yine de düşüncem bu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet belki de daha az yıpratıcıdır boşvermek, ama insanı bir yere götürmüyor ki... Ve en kötüsü; boşverdiğinde belki hayal kurmaktan vazgeçiyorsun ama o içini kemiren umut duygusu öylece bekliyor.

      Sil

Çekinme, gönder gelsin.:)